Fotoğraf: Andrea Avezzù

Dünyanın en önemli mimarlık etkinliklerinden Venedik Bienali Uluslararası Mimarlık Sergisi’nin 18’inci edisyonu gelecek yıl, 20 Mayıs26 Kasım 2023 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Bienaldeki Türkiye Pavyonu’nun koordinasyonunu üstlenen İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), sergide yer alacak projenin belirlenmesi amacıyla bir açık çağrı yapıyor. Venedik Bienali Uluslararası Mimarlık Sergisi’ndeki Türkiye Pavyonu, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla ve T.C. Dışişleri Bakanlığı himayesinde, Schüco Türkiye ve VitrA’nın eş sponsorluğunda gerçekleştiriliyor.

AÇIK ÇAĞRI

Çeşitli mimari fikir üretimlerini ve yaklaşımlarını bir araya getiren Venedik Bienali Uluslararası Mimarlık Sergisi başvurularında ilk aşama için sunulan önerilerin, mimarlık alanında güncel meseleleri yeni fikir ve kavramlar üzerinden tartışmaya açabilen, mimarlık veya mimarlık ötesi kavramlara disiplinlerarası yaklaşımlar getiren, alışılagelen anlatılara meydan okuma potansiyeline sahip kavramsal bir çerçeve sunması bekleniyor.

Sergide yer alacak projenin güçlü bir görsel anlatımı olması bekleniyor. Ayrıca önerilen temanın anlaşılır ve erişilebilir olması da önem taşıyor. Çağrı, içinde Türkiye’den bir ekip liderinin yer aldığı çokuluslu ekiplerin de katılımına açık.

BAŞVURU KOŞULLARI

Venedik Bienali Uluslararası Mimarlık Sergisi’nde beşinci kez yer alacak Türkiye Pavyonu sergisini oluşturmak için yapılan çağrının ilk aşamasında, Türkiye Pavyonu için önerilen serginin teması ve proje önerisiyle birlikte sergi tasarımı ve mekânsal kurgu, ekip yapısı ve çalışma prensiplerini açıklayan bir belge ile başvuru sahibi ya da sahiplerinin özgeçmişleri ve ilgili işlerin yer aldığı bir portfolyo sunulması bekleniyor. Seçici Kurul’un ikinci aşamada değerlendirilmek üzere belirleyeceği üç projenin ekiplerinden ise takvim, çalışma yöntemi, basılı malzeme ve bütçe gibi konularla ilgili ayrıntılı bilgi sunmaları istenecek. İki aşamalı bu süreç sonunda seçilecek başvuru sahiplerinin sergiyle ilişkili tüm küratoryal sorumlulukları üstlenmesi, sergiyi Seçici Kurul ve İKSV ekibi ile koordinasyon halinde geliştirmesi amaçlanıyor.

Bu çağrı, küratörler, mimarlar, sanatçılar, tarihçiler, tasarımcılar, teorisyenler, eleştirmenler vb. alanlarda çalışan herkese açık olarak yapılıyor. İKSV çalışanları, Seçici Kurul üyelerinin birinci dereceden akrabaları veya iş ortakları/çalışanlarının başvuruları ise değerlendirmeye alınmayacak. Başvurular bireysel veya ekip halinde ve Türkiye’den en az bir katılımcının dahil olacağı uluslararası işbirlikleriyle yapılabilir. Ekip halinde yapılan başvurular için bir ekip lideri belirlenmelidir.

BAŞVURU İÇİN GEREKENLER

  • Çevrimiçi başvuru formu*
  • Küratoryal öneriyi açıklayan metin (en fazla boşluksuz 5000 karakter)
  • Ekip yapısı ve çalışma prensiplerini açıklayan belge
  • Başvuru sahibi veya sahiplerinin ayrıntılı özgeçmişleri
  • Sergi tasarımı ve mekânsal kurgu (en fazla 10 MB)**
  • Portfolyo (en fazla 10 MB)

*Başvurulardaki tüm belgelerin İngilizce hazırlanması ve PDF formatında olması gerekmektedir. Tüm dosyalar başvuru formunda yer alan ilgili alanlara yüklenmelidir.

**Mekân planlarını buradan indirebilirsiniz.

Başvuruların 3 Ekim 2022 Pazartesi 18.00’e kadar tamamlanması gerekmektedir.

Ayrıntılı bilgi için: venedikbienali@iksv.org

SEÇİM SÜRECİ

Türkiye Pavyonu sergisinde yer alacak projeyi, beş kişiden oluşan Seçici Kurul, iki aşamadan oluşan açık çağrı yöntemi ile belirleyecek. Başvuruların, mimarlık alanındaki güncel sorunları yeni fikir ve kavramlar üzerinden yerel, bölgesel ve küresel boyutlarda tartışmaya açabilen, mimarlık kavramlarını disiplinlerarası yaklaşımlarla irdeleyen, tutarlı bir küratoryal anlatı sunması bekleniyor. İlk aşamaya başvuran projeler, küratoryal temanın geçerliliği, önerilen projenin uygulanabilirliği ve küratoryal ekibin organizasyon yapısına göre değerlendirilecek.

İkinci aşamaya devam etmek üzere yapılan başvurular arasından üç proje seçilecek ve bu projelerin çalışma yöntemi, basılı malzeme, takvim ve bütçe gibi konularda daha detaylı bir sunum hazırlaması istenecek. Seçilen proje sahiplerine araştırmalarını derinleştirmek için bir hakediş verilecek; proje ekipleri, projelerini detaylandırmalarının ardından Seçici Kurul üyeleri ve İKSV ekibine projelerini sunmak üzere İKSV binasına davet edilecek.

SEÇİCİ KURUL

Türkiye Pavyonu sergisinde yer alacak projeyi, iki aşamalı açık çağrı yöntemi ile belirleyecek Seçici Kurul, Aslı Çiçek, Neyran Turan, Prof. Dr. Ayşen Savaş, Han Tümertekin ve Ertuğ Uçar’dan oluşuyor.

VENEDİK BİENALİ 18. ULUSLARARASI MİMARLIK SERGİSİ: GELECEĞİN LABORATUVARI

Küratör: Lesley Lokko
Giardini ve Arsenale
20 Mayıs–26 Kasım 2023 (ön izleme: 18–19 Mayıs)

20 Mayıs – 26 Kasım 2023 arasında (ön izleme: 18-19 Mayıs) Giardini, Arsenale ve Venedik’teki çeşitli mekânlarda düzenlenecek Venedik Bienali 18. Uluslararası Mimarlık Sergisi’nin başlığı ve teması, Venedik Bienali Başkanı Roberto Cicutto ve 18. Uluslararası Mimarlık Sergisi’nin küratörü Lesley Lokko tarafından açıklandı. Lokko, Venedik Bienali Yönetim Kurulu tarafından 14 Aralık 2021’de Mimarlık Departmanı’nın sanatsal direktörü seçilmişti.

18. Uluslararası Mimarlık Sergisi’nin başlığı Geleceğin Laboratuvarı.

Lesley Lokko, açıklamasında şunları söyledi: “Yeni teknolojiler, sürekli ortaya çıkıp kaybolurlarken, Dünya’nın anlamak şöyle dursun büyük olasılıkla ziyaret bile etmeyeceğimiz köşelerine filtresiz bakışlar sunuyor. Tabii yakın ile uzağı aynı anda görmek, Du Bois ve Fanon’un meşhur ifadesiyle ‘ikili bilincin’, yani madunlaştırılmış ve kolonize edilmiş her grubun iç çatışmasının bir biçimi. Bu gruplar da yalnızca ‘orada’, yani gelişmekte olan, üçüncü dünya veya Arap önadlarıyla nitelendirilen ülkelerde değil; ‘burada’, yani Küresel Kuzey’in metropolleri ve manzaralarında da çoğunluğu oluşturuyor. Avrupa’da azınlıklardan ve çeşitlilikten bahsediyoruz, oysa Batı’nın azınlıkları dünyada çoğunluk. Bu gezegende eşitlik, ırk, umut ve korkunun birleştiği, bütünleştiği tek bir yer var, o da Afrika. Antropolojik açıdan bakarsak, hepimiz Afrikalıyız. Afrika’nın başına gelenler de hepimizin başına geliyor.”

LESLEY LOKKO’NUN AÇIKLAMASI

“Öncelikle Afrika zaten geleceğin laboratuvarı. Dünyanın en genç kıtasıyız; yaş ortalamamız Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nin yarısı; Asya’dan ise on yıl daha genciz. Yıllık %4’ü bulan bir oranla dünyanın en hızlı kentleşen kıtasıyız. Bu ani ve büyük ölçüde planlanmamış büyüme genellikle yerel çevreler ve ekosistemler pahasına gerçekleşiyor; bu da hem bölgeyi hem de tüm gezegeni iklim krizinin sonuçlarıyla karşı karşıya bırakıyor. Yalnızca %15’lik bir oranla halen en az aşılanmış kıta olsak da ölüm ve enfeksiyon sayılarının kayda değer bir oranda düşük olmasını bilim dünyası bugün bile tam olarak açıklamakta zorlanıyor. Çoğunlukta umudumuzu kaybetmiş, tarihten yana şansımız pek yaver gitmemişken dirençliliğimiz, kendi kendimize yetebilmemiz, bir de köklü bir tarihe sahip, toplulukların taban örgütlenmesine dayalı sağlık hizmetlerimiz sayesinde durumu birden lehimize çevirmeyi başardık. Bugün tüm dünyada ardı arkası kesilmeyen insan hakları ve sivil toplum mücadeleleri, Transatlantik Köle Ticareti’nin mecbur bıraktığı göçün uzun ve travmatik tarihiyle aynı zemine oturuyor. Sürekli karbonsuzlaştırmaktan bahsederken, Avrupa’nın modern dünyayı şekillendiren emperyalist yayılmacılığı için ihtiyaç duyduğu ilk yakıtın siyah bedenlerin emeği olduğunu unutmak kolay. Irk eşitliği ve iklim adaleti aslında aynı madalyonun iki yüzü.

Yine de umut güçlü bir değer. Umutlu olmak demek, insan olmak demek. Şahsen bugün bu masada bulunmamı, benden önceki nesillerin daha adil, kapsayıcı ve eşitlikçi bir dünya talebini yorulmaksızın yinelemesine borçluyum. Modern, çeşitliliğe önem veren, kapsayıcı bir toplum hem cezbedici hem de ikna edici; ancak imge olarak kaldığı müddetçe bir seraptan ibaret. Bize temsilden fazlası lazım; bunu da imgeleri gerçeğe dönüştürmekte tarih boyunca önemli roller üstlenen mimarlar sunabilir.

İkinci olarak, mimarlığın bu dünyadaki –ve bundan sonra gelecek dünyadaki– geçerliliğine dair düşüncelerin ortaya konduğu bir mekân ve zaman sağlayan Venedik Bienali de geleceğin bir laboratuvarı gibi. Günümüzde ‘laboratuvar’ sözcüğü bilimsel araştırmayla özdeşleşmiş durumda; genellikle de çok belirgin bir oda veya bina görüntüsünü akla getiriyor. Oysa Richard Sennett’in laboratuvar sözcüğünün türetildiği ‘atölye’ üzerine yaptığı inceleme, ortaklaşa çaba kavramının farklı bir açıdan derinine iniyor. Atölyeler Antik Dünya’da (hem Çin’de hem de Yunanistan’da) medeni hayatı ayakta tutan kurumların başında geliyordu. Amerikan İç Savaşı’nın ardından, eski bir köle olan Booker T. Washington, özgürlüğüne kavuşanların evlerinden ayrılıp iki kurumda (Hampton Enstitüsü ve Tuskegee Enstitüsü) eğitim aldıktan sonra topluluklarına dönmelerine dayalı bir proje geliştirmişti. Bu geçici süreç boyunca eşitler arasındaki ilişkilerin kurulduğu deneyimler ve gündelik temaslar aracılığıyla işbirliklerinin oluşturulması önemliydi. Biz de sergimizi bir tür atölye; yaratıcı disiplinlerin geniş yelpazesinden gelen mimar ve uygulamacıların güncel üretimlerinden örnekler çıkararak izleyicilere (hem diğer katılımcılara hem de ziyaretçilere) geleceğe dair kendi hayallerini kurabilecekleri yollar ördükleri bir laboratuvar olarak düşünüyoruz.”

ROBERTO CICUTTO’NUN AÇIKLAMASI

“Dünya ezelden beri kültürel yanlış anlaşılmalarla doluydu: 20. yüzyılın başına dek Avrupa, Afrika sanatını barbarlıkla özdeşleştiriyor, anlaşılmaz buluyordu. Avrupalıların Bantù maskesine farklı bir açıdan bakabilmeleri için avangart sanatçıların provokasyonlarına maruz kalmaları gerekmişti. Paskalya Adası’ndaki heykellerin anlamına yalnızca kültürlü, seçkin bir sınıf vâkıftı: Avrupa halkları Hindu tapınaklarındaki erotik oymaların fotoğraflarını gördüklerinde onları müstehcen ve sapkınlık olarak nitelendirmişti; belki Çin’de de durum böyleydi. Diğer dinlerin müritlerinin kutsallarını hayvan formunda temsil ettiğini gören Hıristiyanlar ortalığı birbirine katmıştı, oysa Batı Hıristiyanlığının Kutsal Teslis’in üçüncü varlığını [Kutsal Ruh] yüzyıllar boyunca kumru olarak temsil ettiğini unutuyorlardı.” (Umberto Eco’nun, Milano’daki Expo 2015’in açılışında düzenlenen Kültür Bakanları Toplantısı kapsamında yaptığı Lectio Magistralis adlı konuşmasından bir parça)

“Bugün bu sözlere atıfta bulunuyorum, çünkü Lesley Lokko’nun küratörlüğünü üstleneceği 18. Uluslararası Mimarlık Sergisi’nin de bu konuya dair söyleyecek çok sözü olduğuna, üzerinden yedi yıl geçen Kültür Bakanları Toplantısı’na bir nevi güncelleme getireceğine inanıyorum. Lesley, seçtiği başlıkta yıpranmış, ancak yeri doldurulamaz iki sözcüğü (laboratuvar ve gelecek) kullanarak tüm anlam ve önemlerini onlara iade ediyor.

Lesley’nin yaklaşımının bienal ziyaretçileri, mimarlık dünyası ve genel anlamıyla kültür dünyası arasındaki bir anlaşmanın tasarısını andırdığını göreceksiniz. Fazlasıyla pratik çıkarımlara ve net bakış açılarına dayanan; katılan ülkelerin temsilcilerinin; Giardini’yi, Arsenale’yi ve Venedik kentini dolduracak herkesin gözlerinin içine bakan bir sergi olacak bu. Tüm bunlar dünyaya hitap edebilmek için. Nitekim küratörler de Venedik Bienali’nin uluslararası sergilerinin düzenlenmesi görevini bu yüzden üstleniyor.”

ULUSAL KATILIMLAR VE PARALEL ETKİNLİKLER

18. Uluslararası Mimarlık Sergisi her zaman olduğu gibi Ulusal Katılımlara ev sahipliği yapacak. Her ülke Giardini’deki, Arsenale’deki ve Venedik’in tarihi merkezindeki pavyonlarda kendi sergisini sunacak. Bienal kapsamında bu yıl da gerçekleştirilecek bir diğer program, uluslararası kurumlara Venedik’te kendi sergilerini düzenleme ve girişimlerini tanıtma imkânı sunan Paralel Etkinlikler seçkisi olacak.

Yukarı